Kurumsal yapay zekâ eğitiminin fiyatı neye göre belirlenir?

Kurumsal yapay zekâ eğitimi fiyatını belirleyen ekip, süre, hazırlık ve yıllık tekrar görseli

Eğitimin Fiyatını Salondaki Kişi Sayısı Belirlemez

Kısa cevap: Kurumsal yapay zekâ eğitiminin ücretini salondaki kişi sayısı değil dört şey belirler: kime anlatıldığı (tüm ekip mi, üst yönetim mi), süresi ve biçimi (doksan dakikalık sunum mu, yarım günlük atölye mi, çok oturumlu program mı), eğitmenin o şirket için yaptığı hazırlık ve eğitimin her yıl tekrarlanıp tekrarlanmayacağı. Bu dördü yazılı hâle gelmeden istenen teklifler birbiriyle karşılaştırılamaz.

Bu yazıda neler var?

  • Yapay zekâ eğitiminin fiyatını belirleyen dört değişken: muhatap, süre ve biçim, hazırlık, tekrar.

  • Sunum, atölye ve program arasındaki fark ve her birinin neden farklı fiyatlandığı.

  • Eğitim harcamaları ve çalışanların yapay zekâ eğitimi algısı üzerine 2025 ve 2026 tarihli güncel veriler.

  • AB Yapay Zekâ Yasası’ndaki okuryazarlık maddesinin Türk şirketleri için ne anlama gelebileceği.

  • Teklif istemeden önce yazman gereken tek sayfanın madde madde şablonu.

Bize gelen teklif isteklerinin çoğu tek cümle: “Yapay zekâ eğitimi için fiyat alabilir miyiz?” Ben de tek cümleyle karşılık veriyorum: “Kime, ne kadar süre, hangi biçimde?” Sonra kısa bir sessizlik oluyor. Çünkü çoğu zaman bu üç soru şirketin içinde henüz konuşulmamış.

Bu sessizliği kötü bir işaret olarak görmüyorum. İnsan kaynaklarından gelen e-postada “yüz kişi, bir gün” yazıyor olabilir; aynı hafta genel müdürün aklında “yönetim ekibi karar verebilir hâle gelsin” cümlesi vardır. İkisi aynı eğitim değil.

Bu yazı fiyat listesi değil. Bizim fiyatı nasıl kurduğumuzu anlatıyor ki teklif istediğinde elma ile elmayı karşılaştırabilesin. Bunu açık yazmanın bize de faydası var: yanlış soruya cevap vermeye ayırdığımız zaman azalıyor.

Yapay zekâ eğitiminin fiyatını neler belirler?

Yapay zekâ eğitiminin fiyatını dört değişken belirler: eğitimin kime anlatıldığı, süresi ve biçimi, eğitmenin şirkete özel yaptığı hazırlık ve eğitimin tekrar sıklığı. Katılımcı sayısı bu dördünün yanında ikincil kalır.

“Peki kişi sayısı hiç önemli değil mi?” Önemli, ama sanıldığı kadar değil. Yüz kişiye ya da yirmi kişiye sunum yapmak eğitmen için neredeyse aynı iş. Asıl emek, oturumun ne üretmesi gerektiğine ve hazırlığa gidiyor.

Dört değişkeni ve her birinin fiyata nasıl yansıdığını kısaca şöyle özetleyebilirim:

  • Muhatap: Tüm ekip mi, yönetim ekibi mi, belirli bir departman mı? Oturumun sorumluluğu arttıkça fiyat artar; koltuk sayısı ikincil kalır.

  • Süre ve biçim: Sunum mu, atölye mi, çok oturumlu program mı? Atölye ve program, sunuma göre daha fazla hazırlık ve eşlik ister.

  • Hazırlık: Genel içerik mi, şirketin kendi iş akışlarıyla kurulmuş içerik mi? Şirkete özel hazırlık, görünmeyen ama fiyata giren en büyük kalemdir.

  • Tekrar: Bir kez mi alınacak, her yıl tazelenecek mi? Yıllık tekrar, abonelik mantığıyla ayrı fiyatlanır.

Bizim okumamız: İki teklifi karşılaştırırken önce toplam rakama değil, bu dört satırda ne yazdığına bak. Bir teklif dördünü de açıkça söylemiyorsa, düşük fiyatı muhtemelen daha az işin fiyatıdır.

Eğitimin kime anlatıldığı fiyatı nasıl değiştirir?

Muhatap değiştikçe oturumun amacı değişir, amaç değiştikçe fiyat değişir. Tüm ekibe verdiğimiz bir buçuk saatlik “Yapay Zekâ Çağı” sunumu ile üst yönetime verdiğimiz yarım günlük yol haritası oturumu aynı iş değil. Birincisi ortak dil kuruyor, ikincisi karar üretiyor.

Farkı yaratan şey koltuk sayısı değil, oturumun sorumluluğu. Yönetim oturumundan üç karar ve bir 180 günlük plan çıkıyor. O planın yanlış çıkması şirkete tek oturumun bedelinden çok daha pahalıya patlıyor. Fiyat farkı buradan geliyor; yüz kişilik salonun daha pahalı olmasından değil.

Bir sahne düşün. On kişilik yönetim ekibi toplantı odasında, masada şirketin kendi satış süreci ve geçen çeyreğin raporları var. Oturumun sonunda ekip şunu konuşmuş olmalı: önce hangi süreçte denenecek, kim sorumlu olacak, altı ay sonra neye bakılacak. Bu bilgi aktarımı değil, karar toplantısı yönetmek.

Peki bu sana ne söylüyor? Teklif isterken “yüz kişiye eğitim” değil, “tüm ekibe ortak dil, ardından on kişilik yönetim ekibine yol haritası” de. Fiyat o anda anlamlı olur.

Bu ayrımı bugün daha da önemli kılan bir veri var. Boston Consulting Group (BCG), Haziran 2026’da yayımladığı yıllık “yapay zekâ ve iş” araştırmasında yaklaşık 12 bin çalışan, yönetici ve lidere sordu. Sonuç: ön saftaki çalışanların yüzde 74’ü kendini artık yapay zekâ kullanıcısı olarak tanımlıyor, ama katılımcıların yalnızca yüzde 36’sı yeterli beceri eğitimi aldığını düşünüyor. Bu şu demek: her dört çalışandan üçü aracı kullanıyor, ama üç kişiden yalnızca biri bunun için yeterince hazırlandığını hissediyor. Aynı araştırmaya göre ön saftaki çalışanların yalnızca üçte biri, liderlerin yapay zekâ hakkındaki mesajlarını açık buluyor.

Bizim okumamız: Tüm ekip eğitimi ile yönetim oturumu birbirinin alternatifi değil. Çalışanlar aracı zaten kullanıyor; eksik olan ortak dil ve net bir yön. İkisini aynı teklifte ama ayrı kalemler olarak iste.

Sunum, atölye ve program arasındaki fark nedir?

Sunum bilgi aktarır, atölye ekibin kendi işi üzerinde çalışmasını sağlar, program ise birden çok oturumu belirli bir sırayla bir araya getirir. Üçünün hazırlık yükü ve eğitmen emeği farklı olduğu için fiyatları da farklıdır.

Sunum

Sunumda eğitmen anlatır, ekip dinler, soru cevap olur. Süresi doksan dakika ile yarım gün arasında değişir. Ortak dil kurmak, kavramları netleştirmek ve ekibin aynı yerden başlamasını sağlamak için en verimli biçim budur.

Atölye

Atölye, katılımcıların kendi iş süreçlerini masaya koyup yapay zekânın nereye gireceğine eğitmenin yönlendirmesiyle kendilerinin karar verdiği uygulamalı oturum demektir. Yöneticiler kendi iş akışlarını çizer. Yarım günden kısa olmaz; eğitmen anlatmaz, yönlendirir. Hazırlığı sunumdan fazladır, çünkü ekibin gerçek süreçleri önceden toplanır.

Program

Program, rollere göre kurulmuş ve birden çok oturumun sırayla verildiği yapıdır. Bizim altı sunumluk programımız böyle. Oturumlar tek tek alınabilir, ama sıra önemli: ortak dil kurulmadan yol haritası konuşulmaz.

Bir de kısa sürüm var. Yarım günlük çalışmanın doksan dakikalık sürümünü hep hazır tutuyoruz; üst yönetim yarım günü zor buluyor. Kısa sürüm ucuz sürüm değil, aynı hazırlığın sıkıştırılmış hâli.

Biçim seçimini destekleyen bir araştırma daha var. BCG’nin Haziran 2025 tarihli aynı serideki araştırması, 11 ülke ve bölgede 10 binden fazla kişiyle yapıldı. Araştırmaya göre en az beş saat eğitim alan ve yüz yüze eğitim ile koçluğa erişimi olan çalışanlarda yapay zekânın düzenli kullanımı belirgin biçimde daha yüksek. Yani kısa bir tanıtım alışkanlık kurmaya genellikle yetmiyor.

Sahadan gözlem: Şirketler çoğu zaman en kısa biçimle başlıyor, sonra “ekip kullanmadı” diye geri dönüyor. Biz genellikle tüm ekibe kısa bir sunum, ardından küçük gruplarla atölye öneriyoruz. Sunum kapıyı açıyor, atölye içeri sokuyor.

Hazırlık işi neden fiyata girer?

Hazırlık fiyata girer, çünkü şirkete özel bir eğitimin en büyük emeği oturumdan önce harcanır. Genel bir sunum her şirkete aynı gider; şirkete özel oturum ise önce şirketi tanır.

Hangi departmanlar var, hangi araçlar kullanılıyor, geçen yıl hangi yapay zekâ denemesi yapıldı ve neden yarım kaldı. Ben yönetim oturumlarından önce bu soruları soruyorum; oturumun ilk yarım saati o cevaplarla kuruluyor. Örnekler dışarıdan değil, şirketin kendi masasından geliyor.

“Peki iyi bir eğitmen genel örneklerle anlatamaz mı?” Anlatır. Ama başka şirketin örneğini dinleyen kişinin aklında hep “bu bizde olur mu?” sorusu döner. Kendi teklif şablonu ya da haftalık raporu üzerinde çalışınca bu soru ortadan kalkar.

Bu hazırlığın bir bedeli var ve fiyata giriyor. Karşılığı da net: oturumun sonunda ekip “bize anlattı” değil, “bizimle çalıştı” diyor. Fark, kararların ertesi hafta uygulanıp uygulanmamasında ortaya çıkıyor. On beş yılda öğrendiğimiz şey şu: hazırlıksız eğitim ucuzdur, çünkü hiçbir şey değiştirmez.

Güncel bir veri de bunu destekliyor. ABD’de eğitim sektörünü her yıl ölçen Training Magazine, Kasım 2025’te yayımladığı raporunda şirketlerin toplam eğitim harcamasının yaklaşık yüzde 5 artarak 102,8 milyar dolara çıktığını, çalışan başına eğitim saatinin ise 47 saatten 40 saate düştüğünü yazdı. Bu şu demek: şirketler eğitime daha çok para ayırıyor ama çalışana daha az saat ayırabiliyor. Saat azaldıkça her saatin doğrudan işe dönük olması daha değerli hâle geliyor.

Bizim okumamız: Teklif karşılaştırırken “oturumdan önce ne yapacaksınız?” diye sor. Cevap “hiçbir şey” ise aldığın şey hazır bir sunumdur. Bu her zaman kötü değil, ama fiyatı ona göre değerlendir.

Yapay zekâ eğitimi her yıl tekrarlanmalı mı?

Bazı yapay zekâ eğitimlerinin her yıl tekrarlanması gerekir, bazılarının gerekmez. Yol haritası, yapay zekânın ekonomisi ve iş akışı tasarımı gibi konular bir kez alınır, gerektiğinde güncellenir. Güvenlik eğitimi ise her yıl tazelenmelidir.

Neden? Çünkü tehdit değişiyor. Sahte ses ve görüntüyle yapılan dolandırıcılık teknikleri, oltalama e-postaları, yapay zekâ asistanlarının okuduğu belgelere gizlenen talimatlar her yıl yeni bir biçim alıyor. 2024’te öğrenilen refleks 2026’da eskimeye başlıyor. “Yazım hatası varsa şüphelen” ipucu, kusursuz Türkçe yazılmış sahte e-postalar karşısında artık yetmiyor.

Yıllık tekrarı abonelik gibi düşün; fiyatı tek seferlik oturumdan farklı kurulur. Teklif isterken bunu ayır: hangisi bir kez, hangisi her yıl?

Sahadan gözlem: Güvenlik eğitimini bir kez alıp dosyayı kapatan ekiplerin, bir yıl sonra yeni bir sahte e-posta türüne kolayca yakalandığını görüyoruz. Tekrar, değişen tehdide göre refleksi yenilemek için gerekli.

AB Yapay Zekâ Yasası yapay zekâ eğitimini zorunlu kılıyor mu?

AB Yapay Zekâ Yasası’nın 4. maddesi, yapay zekâ sistemi geliştiren ve kullanan kuruluşlara çalışanlarının yapay zekâ okuryazarlığıyla ilgili bir yükümlülük getiriyor ve bu madde 2 Şubat 2025’ten beri yürürlükte. Ancak 2026’da bu maddenin dili yumuşatıldı.

Avrupa Komisyonu’nun Mayıs 2025’te yayımladığı soru cevap belgesine göre bu yükümlülük için resmî sertifika gerekmiyor; şirket içi eğitim kayıtları yeterli sayılıyor. Belge ayrıca eğitimin kuruluşun rolüne ve kullandığı sistemlerin riskine göre uyarlanması gerektiğini söylüyor. Yani Komisyon’un kendi yorumuna göre herkese aynı genel sunum yeterli görülmüyor.

2026’da AB kurumları, yasayı sadeleştiren paket kapsamında bu maddeyi değiştirdi. Avrupa Komisyonu’na göre değişiklik Temmuz 2026 ortasında yürürlüğe girdi; şirketlerden çalışanlarda belirli bir okuryazarlık düzeyini garanti etmeleri yerine bu becerinin gelişimini destekleyen önlemler almaları bekleniyor.

“Peki bu Türkiye’deki bir şirketi ilgilendirir mi?” Avrupa’ya ürün ya da hizmet satan, Avrupalı bir şirketin tedarikçisi olan ya da Avrupa’da çalışanı bulunan şirketler için ilgilendirebilir. Kesin cevabı hukuk danışmanın verir. Pratik tarafı şu: eğitimin kime, ne kadar ve hangi içerikle verildiğini yazılı tutmak hem bu sorulara hazır olmayı hem de etkisini izlemeyi kolaylaştırıyor.

Bizim okumamız: Yasal çerçeve eğitimi tetikleyebilir, ama tek gerekçe olmamalı. “Kutucuk işaretlemek için” alınan eğitim genellikle en az işe yarayanıdır. Aynı bütçeyle hem kayıt tutan hem iş sonucu üreten bir yapı kurulabilir.

Ucuz eğitim neden pahalıya patlayabilir?

Ucuz eğitim, kimsenin davranışını değiştirmediğinde pahalıya patlar; çünkü ödenen para ve çalışanların salonda geçirdiği saatler hiçbir karşılık üretmemiş olur. Dört değişken netleşmeden istenen teklifte iki firma iki farklı işi fiyatlıyor ve genellikle ucuz olan kazanıyor.

Sonra o ucuz eğitimden Pazartesi sabahı hiçbir şey çıkmıyor. Ekip salondan “ilginçti” diyerek çıkıyor ve eski yöntemle çalışmaya devam ediyor. Üç ay sonra yönetim “eğitim aldık ama bir şey değişmedi” diyor.

Bedel yalnızca eğitim ücreti değil: yüz kişinin yarım günü ciddi bir iş saati demek. Üstelik ilk deneyim kötü geçince ekip ikinci eğitime aynı açıklıkla gelmiyor.

Sahadan gözlem: Bize gelen şirketlerin bir kısmı daha önce yapay zekâ eğitimi almış oluyor. Sorun çoğu zaman eğitmenin bilgisinde değil, neyin değişmesi gerektiğinin hiç yazılmamış olmasında çıkıyor.

Teklif istemeden önce ne hazırlamalısın?

Teklif istemeden önce eğitimden ne beklediğini anlatan tek sayfalık bir metin hazırlamalısın. Bu sayfa, farklı firmalardan gelen tekliflerin aynı soruya cevap vermesini sağlar.

Bizim önerimiz şu: o sayfayı yaz, iki üç firmaya gönder; bize de gönder. Gelen teklifler o zaman karşılaştırılabilir olur. Aşağıdaki şablonu olduğu gibi kullanabilirsin.

1. Şirket ve bağlam: Sektörün, çalışan sayın ve yapay zekâyla bugüne kadar ne yaptığın (hangi araçlar kullanılıyor, hangi deneme yarım kaldı ve neden).

2. Katılımcılar: Kaç kişi, hangi roller ve hangi departmanlar. Tüm ekip ile yönetim ekibini ayrı satırlarda yaz.

3. Biçim tercihi: Sunum mu, atölye mi, çok oturumlu program mı? Emin değilsen “önerinizi bekliyoruz” yaz, ama süre sınırını belirt.

4. Süre ve takvim: Ekibin ayırabileceği en uzun süre ve hedeflediğin tarih aralığı. Üst yönetim için kısa sürüm gerekip gerekmediğini not et.

5. Oturumdan ne çıksın: Somut çıktıyı yaz. Örneğin “üç öncelikli kullanım alanı ve sorumluları”, “180 günlük plan”, “her departmanın bir iş akışını yeniden çizmesi”.

6. Değişecek karar: Eğitimden sonra hangi kararın farklı verileceğini tek cümleyle yaz.

7. Tekrar: Hangi eğitimin bir kez, hangisinin her yıl alınacağını ayır. Güvenlik eğitimini ayrıca belirt.

8. Hazırlık için ayırabileceğin zaman: Eğitmenin görüşebileceği kişiler ve paylaşabileceğin örnek belgeler.

9. Kayıt ihtiyacı: Katılım listesi, içerik özeti gibi yazılı kayıt gerekiyorsa belirt.

10. Ölçüm: Üç ya da altı ay sonra neye bakıp “işe yaradı” diyeceğini yaz.

Bu on madde bir sayfaya sığar. Sığmıyorsa muhtemelen bir program konuşuyorsun.

Bizim okumamız: En zor madde altıncısı: değişecek karar. Bu satırı dolduramıyorsan, fiyat sormadan önce yönetim ekibiyle yarım saat konuşmak daha faydalı olabilir.

Fiyat neden en son sorulmalı?

Fiyat en son sorulmalı, çünkü neyin fiyatını sorduğunu bilmeden gelen rakam seni yanlış karşılaştırmaya götürür. İlk soru şu: eğitimden sonra hangi karar değişecek?

Bu soruya çoğu zaman “ekibimiz yapay zekâyı öğrensin yeter” cevabı geliyor. Ama “öğrensin” kelimesi açılınca altından somut bir beklenti çıkıyor: müşteri hizmetleri daha hızlı cevap versin, yönetim hangi alana yatırım yapacağına karar versin. Beklenti somutlaşınca eğitim de, fiyat da netleşiyor.

Cevabı yazılı olmayan bir eğitim, ucuz da olsa pahalıdır.

Bizim okumamız: Fiyat görüşmesini pazarlık değil, kapsam konuşması olarak gör. İyi bir eğitim sağlayıcı ilk görüşmede fiyattan çok soru sorar. Soru sormadan rakam veren, büyük ihtimalle herkese aynı işi satıyordur.

Sık sorulan sorular

Kurumsal yapay zekâ eğitiminin ücreti kişi sayısına göre mi belirlenir?

Genellikle hayır. Sunumda salon büyüdükçe fiyat orantılı büyümez, çünkü eğitmenin emeği kişi sayısından çok hazırlığa ve oturumun amacına gider. Kişi sayısı en çok atölyede önem kazanır; her masaya eşlik edilmesi gerektiği için grup sayısı arttıkça emek de artar.

Yapay zekâ eğitimi ile yapay zekâ atölyesi arasındaki fark nedir?

Sunumda eğitmen anlatır, katılımcılar dinler ve soru sorar. Atölyede katılımcılar kendi iş süreçlerini masaya koyar ve yapay zekânın nereye gireceğine eğitmenin yönlendirmesiyle kendileri karar verir. Atölye yarım günden kısa olmaz ve gerçek süreçler önceden toplandığı için daha fazla hazırlık ister.

Üst yönetim için yapay zekâ eğitimi ne kadar sürmeli?

İdeal olarak yarım gün, çünkü yönetim oturumunun amacı bilgi aktarmak değil karar üretmek. Ancak üst yönetimin takvimi çoğu zaman buna izin vermiyor. Bu yüzden AfterFAANG olarak yarım günlük çalışmanın doksan dakikalık sürümünü de hazır tutuyoruz. Kısa sürüm aynı hazırlığa dayanır, yalnızca daha sıkıştırılmıştır.

Yapay zekâ güvenliği eğitimi neden her yıl tekrarlanmalı?

Çünkü tehditler her yıl değişiyor. Sahte ses ve görüntüyle dolandırıcılık, oltalama e-postaları ve yapay zekâ asistanlarının okuduğu belgelere gizlenen talimatlar sürekli yeni biçim alıyor. Bir yıl önce öğrenilen refleks bugünkü saldırıya yetmeyebilir. Güvenlik eğitimini abonelik gibi düşünüp o yılın örnekleriyle yenilemek daha sağlıklı.

AB Yapay Zekâ Yasası şirketlere yapay zekâ eğitimi zorunluluğu getiriyor mu?

Yasanın 4. maddesi, 2 Şubat 2025’ten beri yapay zekâ geliştiren ve kullanan kuruluşlara çalışanlarının okuryazarlığıyla ilgili bir yükümlülük getiriyor. 2026’daki değişiklikle bu dil, “yeterli düzeyi sağlamak” yerine gelişimi “desteklemek” biçimine yumuşatıldı. Avrupa Komisyonu’na göre sertifika gerekmiyor, şirket içi kayıtlar yeterli. Şirketine uygulanıp uygulanmadığını hukuk danışmanınla netleştirmelisin.

Yapay zekâ eğitimi teklifi isterken hangi bilgileri vermeliyim?

Katılımcı sayısı ve rolleri, tercih ettiğin biçim, ayırabileceğin süre, oturumdan beklediğin somut çıktı, eğitimden sonra değişecek karar ve hangi eğitimin her yıl tekrarlanacağı. Bu bilgileri tek sayfada toplayıp aynı sayfayı birden fazla firmaya gönderirsen, gelen teklifler karşılaştırılabilir olur.

Şirkete özel yapay zekâ eğitimi hazır eğitimden neden daha pahalıdır?

Çünkü eğitmen oturumdan önce şirketi tanır: departmanları, kullanılan araçları, önceki yapay zekâ denemelerini ve neden yarım kaldıklarını öğrenir. Örnekler şirketin kendi iş akışlarından gelir. Bu hazırlık görünmez ama emek ister; karşılığında katılımcılar öğrendiklerini ertesi hafta kendi işlerinde kullanmaya daha yakın olur.

AfterFAANG’in eğitim ailesi üç katmandan oluşuyor: altı sunumluk Kurumsal Eğitim Programı, 2 ile 8 saat arasında süren 21 başlıklı dijital pazarlama ve yapay zekâ eğitimleri ve uygulamalı atölyeler. Katalog ve teklif için afterfaang.com/yapay-zeka-egitimleri/ adresine bakabilirsin. Tek sayfanı iletisim@afterfaang.com adresine gönder, aynı soruya cevap verelim.

İçindekiler

Ne düşünüyorsunuz?
Blog

Diğer İlgili Yazılar

Kurumsal yapay zekâ eğitimi nasıl seçilir, kimden alınır?

GEO to Agentic Commerce

2026’nın En İyi Yapay Zeka Görünürlük Platformları