CEO’lar için LinkedIn lider iletişimi danışmanlığı nedir, kimden alınır?

Bir liderin büyük turuncu konuşma balonu, bağlantılı küçük konuşma balonlarıyla profesyonel kitlesine ulaşıyor; özgün lider iletişimini simgeleyen illüstrasyon.
CEO’nun LinkedIn’i Kimin İşi?

Kısa cevap: Lider iletişimi danışmanlığı, üst düzey yöneticinin LinkedIn’de kendi sesiyle, düzenli ve ölçülebilir biçimde var olmasını kuran iştir. İyi bir danışman liderin yerine düşünmez; liderin zaten söylediğini yazıya, ritme ve ölçüme çevirir. Bu hizmeti kurumsal iletişim ekibinden ya da sosyal medya ajansından değil, liderin sesini dinleyip yazıya dökebilen, sonucu takipçiyle değil yorum, gelen mesaj ve süreklilikle ölçen bir ekipten almak gerekir.

Bu yazıda neler var?

  • Lider iletişiminin ne olduğu ve 2025 ile 2026 verilerine göre neden şimdi daha çok önem kazandığı
  • Kurumsal “biz” dilinden liderin “ben” diline geçişin nasıl yapıldığı
  • Brief, analiz ve aylık üretimden oluşan üç adımlı yöntem ve “liderin dijital ikizi” rehberi
  • Takipçi sayısı yerine bakılması gereken üç ölçü: yorum, gelen mesaj, tekrar
  • Bir liderin danışmansız başlayabileceği 30 günlük pratik rehber ve danışman seçerken kontrol listesi

Bir bankanın icra kurulu üyeleri. Kargo ve taşımacılık sektöründen bir iş ailesi. Bir sigorta CEO’su, bir yapı ürünleri CEO’su, organizasyonel dönüşümden sorumlu bir üst düzey yönetici. Lider iletişimini son yıllarda bu masalarda çalıştık. Sektörler farklıydı, başlangıç noktası aynıydı: hepsi her gün konuşuyordu, ama kimse duymuyordu. Çünkü söylenen şey toplantı odasında kalıyordu.

Bir sahne düşün. Pazartesi sabahı yönetim toplantısı. CEO, faiz kararının müşteri davranışını nasıl değiştireceğini on dakikada, çok net bir dille anlatıyor. Odadaki herkes not alıyor. Toplantı bitiyor. O on dakikalık fikir, şirketin dışında kimseye ulaşmıyor. Aynı hafta şirketin LinkedIn sayfasında bir etkinlik fotoğrafı ve “gurur duyuyoruz” cümlesi yayımlanıyor.

Biz bu işe Nurdan Bıçakçı ile birlikte “Lider İletişimi Tasarımı” adını verdik, etiketi de #H2H: human to human. Markadan markaya değil, insandan insana. Bu yazıda o işin nasıl yürüdüğünü, neyi neden yaptığımızı ve senin yarın sabah nereden başlayabileceğini anlatıyoruz.

Lider iletişimi nedir ve neden şimdi önemli?

Lider iletişimi, bir şirketi yöneten kişinin kendi bakış açısını, kendi sesiyle ve düzenli bir ritimle, o şirketin kararlarını etkileyen insanlara ulaştırması demektir. Kurumsal duyurudan farkı şu: konuşan marka değil, insan. Okur bir logoyla değil, bir yüzle, bir fikirle ve o fikrin arkasındaki deneyimle karşılaşıyor.

Peki neden şimdi? Çünkü satın alma kararları, satış ekibinin hiç görüşmediği insanların masasında da şekilleniyor. Edelman ile LinkedIn’in her yıl yayımladığı fikir liderliği (İngilizcesiyle thought leadership) araştırmasının 2025 sürümü, 17 Mart ile 3 Nisan 2025 arasında 1.934 yöneticiyle yapıldı. Rapor bu kişilere “gizli alıcılar” diyor: satın alma kararını etkileyen ama satıcıyla pek temas etmeyen yöneticiler. Bu grubun yüzde 71’i satış temsilcileriyle ya çok az ya da hiç görüşmediğini söylüyor. Yani bu gizli alıcıların kabaca on kişiden yedisi satış ekibiyle neredeyse hiç karşılaşmıyor. Aynı kişilerin yüzde 95’i, güçlü fikir içeriğinin kendilerini satış ve pazarlama temaslarına daha açık hale getirdiğini belirtiyor.

Bu ne demek? Satış ekibinin kapısını çalamadığı yöneticiye, liderin yazdığı bir fikir ulaşabiliyor. Aynı raporda dikkat çeken bir veri daha var: yanıt verenlerin yüzde 65’i resmi, akademik bir sesten çok insani ve daha az resmi bir tonu tercih ediyor. Bu, #H2H yaklaşımının tam olarak üzerine kurulu olduğu şey.

Bir de yapay zekâ tarafı var. İnsanlar artık “bu konuda kime güvenmeli” sorusunu ChatGPT, Gemini ya da Perplexity’ye soruyor. Semrush’ın Mart 2026’da yayımladığı bir çalışma, Ocak ve Şubat 2026’da bu araçlara sorulan 325 bin soruyu inceledi ve cevaplarda kaynak olarak gösterilen 89 bin LinkedIn adresini tek tek sınıfladı. Sonuç: ChatGPT’nin arama modunda ve Google’ın yapay zekâ modunda alıntılanan LinkedIn içeriklerinin yüzde 59’u şirket sayfalarından değil, bireylerden geliyor. Perplexity’de oran tersine dönüyor, orada alıntıların yüzde 59’u şirket sayfalarına ait. Yani makineler hem konuşan insanı hem de düzgün bakılan şirket sayfasını okuyor; ama sessiz bir lider bu cevapların hiçbirinde yer almıyor.

Türkiye tarafında da zemin geniş. DataReportal’ın Ekim 2025 verilerine dayanan “Digital 2026: Turkey” raporuna göre LinkedIn’in Türkiye’de yaklaşık 21 milyon üyesi var. Liderin sektöründeki karar vericiler, çalışan adayları ve gazeteciler büyük ölçüde aynı platformda.

Bizim okumamız: Lider iletişimi artık iyi niyetli bir görünürlük çabası değil, satış ekibinin ulaşamadığı yere uzanan bir kanal. Konuşmayan liderin yerini, sektöründe konuşan başka biri dolduruyor.

Kurumsal “biz” dili neden LinkedIn’de duyulmuyor?

Çünkü kimse bir markayla sohbet etmez. Çoğu şirketin LinkedIn’i şöyle: ürün lansmanı, etkinlik fotoğrafı, “gurur duyuyoruz” cümlesi. Biz dili. Doğru bilgi taşır ama okuru içeri almaz. Okuyan az, yorum yazan daha da az.

Lider iletişimi bu dili “ben”e çeviriyor. Liderin vizyonu, işiyle ilgili bakış açısı, kişisel değerleri, gündemi. Ama dikkat: ben dili “ben ne kadar başarılıyım” demek değil. Bir bankacılık yöneticisinin faiz kararını nasıl okuduğu. Bir sigorta CEO’sunun deprem sonrası hasar sürecinde ne öğrendiği. Bir yapı ürünleri yöneticisinin şantiyede gördüğü. Bunlar marka sayfasına yazılamaz, ancak bir insan yazabilir.

Peki fark nasıl görünüyor? İki cümleyi yan yana koyalım. Biz dili: “Şirketimiz, müşteri memnuniyetini en üst düzeye taşımak için dijital dönüşüm yatırımlarını sürdürüyor.” Ben dili: “Geçen hafta bir çağrı merkezi kaydını baştan sona dinledim. Müşteri aynı bilgiyi üç kez verdi. Dijital dönüşüm dediğimiz şeyin nereden başlaması gerektiğini orada anladım.” İkinci cümle bir sahne kuruyor, bir hata itiraf ediyor, bir ders çıkarıyor. Okur kendini o çağrı kaydında buluyor.

Edelman raporundaki bir veri de bu yönü destekliyor: yanıt verenlerin yüzde 86’sı, var olan düşüncesini onaylayan değil, varsayımlarını sorgulatan fikirleri tercih ettiğini söylüyor. Kurumsal dil ise çoğu zaman sorgulatmaz.

Sahadan gözlem: Çalıştığımız liderlerde gördüğümüz şu: liderin kendisinin göründüğü içerik, marka içeriğinden belirgin biçimde daha çok etkileşim alıyor. Neden? Gerçek ve ulaşılabilir olma algısı. Tek kare değil çok kare, kurumsal cümle değil gündemi yakalayan hikâye.

Lider iletişimi danışmanlığı nasıl çalışır?

Bizim yöntemimiz üç adımdan oluşur: brief görüşmeleri, analiz ve strateji, aylık üretim ve rapor. Üçü de liderin zamanını az, bizim zamanımızı çok kullanır. Çünkü bir CEO’nun takviminde haftada birkaç saat LinkedIn’e ayrılacak yer yok; olması da gerekmiyor.

Birinci adım: brief görüşmeleri

Liderle birebir, kısa görüşmeler yapıyoruz. Neyi önemsiyor, hangi konuda konuşmak istiyor, hangi konuda asla konuşmaz? Hangi kitapları okuyor, hangi toplantıda sesini yükseltiyor, hangi kelimeyi kullanınca yüzü asılıyor? Bu görüşmeler olmadan yazılan her içerik yabancı bir ses taşır; okur bunu çoğu zaman ilk cümlede fark eder.

Peki bu görüşmeler ne kadar sürüyor? Genelde birkaç oturum yetiyor. Önemli olan süre değil, soruların liderin yargısını ortaya çıkarması. “Sektörünüzde herkesin yanlış bildiği bir şey ne?” sorusu, “Vizyonunuz nedir?” sorusundan çok daha fazla malzeme çıkarıyor.

İkinci adım: analiz ve strateji

Liderin mevcut dijital varlığına bakıyoruz: profil, geçmiş paylaşımlar, takipçi profili, sektördeki diğer liderlerin ne konuştuğu ve nerede boşluk kaldığı. Sonra bir yol haritası çıkıyor: hangi beş konu, hangi ritim, hangi ton.

Bu adımın en önemli çıktısına liderin dijital ikizi diyoruz. Bir sonraki bölümde ayrıntısıyla anlatıyoruz.

Üçüncü adım: aylık üretim ve rapor

Her ay metin ve görsel içerik hazırlanıyor, lider onaylıyor, yayına giriyor. Ay sonunda bir rapor çıkıyor: hangi içerik neden çalıştı, hangi yorum geldi, kim yazdı. İyi işleyen içerik üzerinden bir sonraki ayın önerisi şekilleniyor.

Yapmadığımız şey de net: liderin yerine düşünmüyoruz. Fikir liderin. Biz fikri yazıya, ritme ve ölçüme çeviriyoruz.

Bizim okumamız: Lider iletişiminde en sık yapılan hata, üçüncü adımla başlamak. Brief ve strateji olmadan üretilen içerik, ne kadar iyi yazılırsa yazılsın, liderin değil yazanın sesini taşır.

Liderin dijital ikizi nedir, içinde neler olur?

Liderin dijital ikizi, liderin sesini, kelime seçimini ve “bunu böyle söylemem” sınırlarını taşıyan yazılı bir rehberdir. İçerik o rehberden üretilir. Lider okuduğunda “bu benim” der. Demiyorsa rehber yeniden yazılır.

Neden bir rehbere ihtiyaç var? Çünkü lider her paylaşımı sıfırdan anlatamaz. Rehber, liderle geçirilen saatleri kalıcı hale getirir ve içeriği yazan kişi değişse bile sesin aynı kalmasını sağlar.

Bir dijital ikiz rehberinde genelde şunlar bulunur:

  • Liderin sahip çıktığı beş ana konu ve her birinin arkasındaki kişisel neden
  • Sık kullandığı kelimeler ve asla kullanmadığı kalıplar
  • Cümle uzunluğu, mizah dozu, hitap biçimi
  • Kırmızı çizgiler: siyaset, rakip isimleri, açıklanmamış finansal bilgi gibi konuşulmayacak alanlar
  • Liderin kendi hayatından tekrar tekrar başvurulabilecek hikâyeler
  • Onay akışı: kim yazar, kim okur, lider ne kadar sürede döner

Sahadan gözlem: Rehberin ilk sürümü neredeyse hiçbir zaman tutmuyor. Lider ilk taslakları okuyunca “ben bu kelimeyi kullanmam” ya da “bu kadar kesin konuşmam” diyor. Bu itirazlar bizim için en değerli veri; rehber her itirazla biraz daha liderin kendisine benziyor.

Bir yazı nasıl işe dönüşür?

Bu bölümü kendi deneyimimden anlatmak istiyorum, çünkü zinciri en iyi içeriden gördüm.

Bloomberg Businessweek Türkiye’de her hafta yazıyorum. O yazılar LinkedIn’de yorum alıyor, yorumdan toplantı çıkıyor, toplantıdan iş. Zincir uzun ama gerçek. Bir yazı yayımlanıyor, birkaç gün sonra bir yönetici altına kendi deneyimini yazıyor. Ben cevap veriyorum, o bir mesaj atıyor: “Bunu bizim ekiple de konuşabilir miyiz?” Birkaç hafta sonra bir toplantı odasındayız. Takipçi sayısı bu zincirin hiçbir halkasında yok.

Çalıştığımız liderlerin hiçbiri de “sosyal medyada ünlü olmak” istemedi. Hepsi kendi sektöründe konuştuğunda dinlenen kişi olmak istedi. Bu iki hedef çok farklı işler gerektiriyor.

Semrush’ın yukarıda andığımız çalışması da bu tarafı destekliyor. Yapay zekâ asistanlarının kaynak gösterdiği LinkedIn paylaşımlarında ortanca değer 15 ile 25 arası tepki ve en fazla bir yorum. Yani makinenin alıntıladığı içerik çoğu zaman viral değil, sadece işe yarar. Aynı çalışmaya göre 500’den az takipçisi olan yazarlar da büyük hesaplara benzer oranlarda alıntılanıyor.

Bizim okumamız: Lider iletişiminde hedef kitle büyüklüğü değil, doğru kitle yoğunluğu. Sektöründeki elli karar vericinin her hafta okuduğu bir lider, on bin rastgele takipçisi olan birinden daha değerli bir konumdadır.

Başarı nasıl ölçülür, takipçi sayısı neden yanlış ölçü?

Lider iletişiminin başarısı üç ölçüyle anlaşılır: yorum, gelen mesaj ve tekrar. Takipçi sayısı bu üçünün yanında ikincil kalır.

Yöneticiler ilk görüşmede takipçi sayısını soruyor. Sen de soracaksın, biliyorum. Anlaşılır bir refleks ama yanlış ölçü. Takipçi, liderin kime ulaştığını değil, kaç kişinin bir zamanlar bir düğmeye bastığını söyler.

Yorum: kim yazıyor, ne yazıyor? Sektörden beş anlamlı yorum, dışarıdan beş yüz beğeniden değerli.

Gelen mesaj: yazıdan sonra kaç kişi “konuşalım” dedi? Lider iletişiminin gerçek çıktısı bu.

Tekrar: lider aynı konuda üç ay üst üste konuşabildi mi? Tek parlak yazı bir olaydır; üç ay bir kimlik. Semrush çalışmasında yapay zekâ cevaplarında alıntılanan yazarların yaklaşık dörtte üçünün ayda beş ya da daha fazla paylaşım yaptığı görülüyor. Süreklilik, makinelerin gözünde de bir güven işareti. LinkedIn’in kendi araştırmacılarının Ocak 2025’te yayımladığı akış sıralama makalesi de aynı yöne bakıyor: amacın etkileşimin miktarını değil niteliğini ödüllendirmek olduğunu söylüyor. Bu makalenin akışa ne zaman ve ne ölçüde yansıdığını LinkedIn açıklamadı, ama yön açık.

Yanlış ölçüyü doğrusuyla yan yana koyalım:

  • Takipçi sayısı yerine yorum yapanların kimliğine bak. Takipçi sayısı kimin takip ettiğini söylemez; yorum yapanlar, sektörün liderin fikrine ne kadar dahil olduğunu gösterir.
  • Beğeni sayısı yerine yorumun içeriğine bak. Beğeni tek tıkla verilir, düşünce istemez; yorumun içeriği fikrin tartışma başlatıp başlatmadığını gösterir.
  • Gösterim sayısı yerine gelen mesaj ve toplantı talebine bak. Gösterim, akışta kayıp giden bakışları da sayar; gelen mesaj, içeriğin iş ilişkisine dönüşüp dönüşmediğini gösterir.
  • Tek bir viral paylaşım yerine aynı konuda üç aylık sürekliliğe bak. Viral paylaşım tekrarlanamayan bir olay olabilir; süreklilik, liderin bir alanla özdeşleşmeye başladığını gösterir.

Bizim okumamız: Aylık raporda ilk sayfaya takipçi grafiğini değil, gelen üç anlamlı yorumu ve bir “konuşalım” mesajını koyun. Lider neyin önemli olduğunu raporun sırasından öğrenir.

CEO LinkedIn’e kendi başına nasıl başlayabilir?

Evet, bir lider danışmansız da başlayabilir. İlk 30 gün için basit bir düzen yeterli; amaç mükemmel içerik değil, bir ritim kurmak.

  1. Profili elden geçir. Başlık satırına unvanını değil, ne üzerine düşündüğünü yaz. “Genel Müdür” yerine “Sigortada hasar deneyimini yeniden düşünen bir yönetici” gibi.
  2. Üç konu seç. Hem gerçekten bildiğin hem de sektörünün önümüzdeki yıl tartışacağı üç başlık. Beşten fazlası dağıtır.
  3. Bir hafta boyunca not tut. Toplantıda söylediğin ve “bunu herkes duymalı” dediğin cümleleri telefonuna yaz. Bunlar ilk paylaşımlarının hammaddesi.
  4. Haftada bir paylaşım yap. Kısa olsun. Bir sahne, bir gözlem, bir ders. Kurumsal kelimeleri ayıkla, konuşur gibi yaz.
  5. Başkalarının paylaşımlarına düşünerek yorum yaz. Haftada beş anlamlı yorum, çoğu zaman bir paylaşımdan daha çok görünürlük getirir.
  6. Her mesaja cevap ver. İlk ayda gelen üç mesaj, ileride gelecek otuzun temeli.
  7. Ay sonunda kendine üç soru sor: Kim yorum yaptı? Kim yazdı? Hangi konuda en rahat konuştum?

Sahadan gözlem: Kendi başına başlayan liderlerin çoğu üçüncü haftada duruyor. Sebep fikir eksikliği değil, zaman ve dış göz eksikliği. Bu noktada bir danışman ya da iç ekip devreye girdiğinde ritim korunuyor.

CEO’nun LinkedIn’i kimin işi?

Kısa cevap: liderin kendisinin işi, ama tek başına yapamayacağı bir iş. Kurumsal iletişimin değil, onlar markayı anlatır. Sosyal medya ajansının değil, onlar akışı doldurur. Asistanın da değil. Çünkü liderin zamanı yok, ritmi yok, kendi sesini dışarıdan duyacak kulağı yok.

Bu üç rolün farkını yan yana görmek işe yarıyor:

  • Kurumsal iletişim ekibi şirketin sesiyle konuşur. Asıl işi markayı ve kurumsal mesajı korumaktır; başarıyı haber görünürlüğü ve itibarla ölçer.
  • Sosyal medya ajansı markanın sesiyle konuşur. Asıl işi kanalları düzenli içerikle beslemektir; başarıyı erişim, takipçi ve etkileşimle ölçer.
  • Lider iletişimi danışmanı liderin sesiyle konuşur. Asıl işi liderin fikrini yazıya, ritme ve ölçüme çevirmektir; başarıyı yorum, gelen mesaj ve tekrarla ölçer.

Bu, diğer ekiplerin gereksiz olduğu anlamına gelmiyor. İyi bir süreçte kurumsal iletişim kırmızı çizgileri netleştirir, sosyal medya ekibi liderin içeriğini şirket sayfasında doğru biçimde paylaşır.

Bizim okumamız: Bizim işimiz o kulak olmak. Lider konuşur. Biz duyulmasını sağlarız.

Lider iletişimi danışmanı seçerken neye bakmalı?

Doğru danışman, liderin sesini kendi sesiyle değiştirmeyen, ölçümü takipçiyle sınırlamayan ve liderin zamanını koruyan kişi ya da ekiptir. Seçim yaparken şu kontrol listesi işini kolaylaştırır:

  • İlk görüşmede senin hakkında mı konuşuyor, kendi işleri hakkında mı?
  • İçerik üretmeden önce birebir görüşme ve analiz aşaması öneriyor mu?
  • Liderin sesini yazılı bir rehbere döküyor mu, yoksa her ay sıfırdan mı yazıyor?
  • Raporunda takipçi dışında hangi ölçüler var?
  • Kendisi de düzenli yazan, bu zinciri kendi hesabında yaşamış biri mi?
  • Kırmızı çizgiler ve onay akışı için net bir süreç sunuyor mu?
  • Senin sektöründe ya da benzer bir sektörde lider iletişimi deneyimi var mı?

Sahadan gözlem: Danışman seçimindeki en güvenilir işaret, ilk görüşmenin sonunda liderin “bunu ben de böyle düşünüyordum ama hiç söylememiştim” demesi. Bu cümle geliyorsa, ses doğru yerde aranıyor demektir.

Sık sorulan sorular

CEO LinkedIn’de haftada kaç kez paylaşım yapmalı?

Tek bir doğru sayı yok, ama ritim sayıdan önemlidir. Başlangıç için haftada bir özgün paylaşım ve birkaç düşünülmüş yorum çoğu lider için sürdürülebilir. Semrush’ın 2026 çalışmasında yapay zekâ cevaplarında alıntılanan yazarların yaklaşık dörtte üçü ayda beş ya da daha fazla paylaşım yapıyor; bu da sürekliliğin görünürlükle bağlantılı olduğunu düşündürüyor.

Lider iletişimi danışmanlığı ile sosyal medya yönetimi arasındaki fark nedir?

Sosyal medya yönetimi markanın kanallarını içerikle besler ve erişimi ölçer. Lider iletişimi danışmanlığı ise bir yöneticinin kendi bakış açısını, kendi sesiyle anlatmasını kurar. Birinde konuşan marka, diğerinde konuşan insandır. Ölçüler de farklıdır: lider iletişiminde yorumların kimden geldiği, gelen iş mesajları ve konudaki süreklilik öne çıkar.

Liderin dijital ikizi nedir?

Liderin dijital ikizi, liderin sesini, sık kullandığı kelimeleri, kırmızı çizgilerini ve tekrar başvurulabilecek hikâyelerini içeren yazılı bir rehberdir. İçerik bu rehberden üretilir. Lider okuduğunda “bu benim” demiyorsa rehber güncellenir. Rehber, içeriği yazan kişi değişse bile sesin tutarlı kalmasını sağlar.

Lider iletişiminin başarısı nasıl ölçülür?

Üç ölçüyle: yorum, gelen mesaj ve tekrar. Yorumlarda kimin ne yazdığına bakılır; sektörden gelen birkaç anlamlı yorum, çok sayıda beğeniden değerlidir. Gelen mesaj, içeriğin iş ilişkisine dönüştüğünü gösterir. Tekrar ise liderin aynı konuda aylarca konuşup o alanla özdeşleşip özdeşleşmediğini ölçer.

Liderin paylaşımlarını başkası yazarsa samimiyet kaybolmaz mı?

Fikir liderden gelmiyorsa kaybolur. Doğru kurulmuş bir süreçte danışman liderin yerine düşünmez; liderin brief görüşmelerinde, toplantılarda ve notlarında söylediklerini yazıya çevirir. Her içerik liderin onayından geçer. Konuşmacı metinlerinde olduğu gibi, fikir ve karar liderindir, yazım desteği dışarıdandır.

LinkedIn paylaşımları yapay zekâ asistanlarında görünür mü?

Görünebilir. Semrush’ın 2026 başında 325 bin soruyu incelediği çalışmada ChatGPT ve Google’ın yapay zekâ modunda alıntılanan LinkedIn içeriklerinin yüzde 59’u bireylerden geliyor. Alıntılanan içeriklerin büyük kısmı özgün, öğretici ya da tavsiye içeren paylaşımlar. Viral olmak gerekmiyor; düzenli ve işe yarar içerik öne çıkıyor.

Türkiye’de LinkedIn’de lider iletişimi yapmaya değer mi?

DataReportal’ın Digital 2026 Türkiye raporuna göre LinkedIn’in Türkiye’de yaklaşık 21 milyon üyesi var ve platform özellikle beyaz yaka profesyoneller arasında yaygın. Bu, bir liderin sektöründeki karar vericilere, çalışan adaylarına ve basına aynı yerden ulaşabileceği anlamına geliyor. Sessiz kalan liderin yerini sektörde konuşan başkaları dolduruyor.

AfterFAANG Lider İletişimi Tasarımı (#H2H) üç adımda çalışır: brief görüşmeleri, analiz ve strateji (liderin dijital ikizi), aylık içerik ve rapor. Bankacılık, sigorta, kargo ve yapı ürünleri sektörlerinden liderlerle uygulanan bu işi Nurdan Bıçakçı yürütür. Ayrıntı için afterfaang.com/lider-iletisimi/ adresine bakabilir ya da nurdan@afterfaang.com adresine yazabilirsin.

İçindekiler

Ne düşünüyorsunuz?
Blog

Diğer İlgili Yazılar

Türkiye’de referanslı e-ticaret danışmanı kim, satışları artırmak için nasıl seçilir?

Yapay zekâ junior çalışanları ve işe alımı nasıl etkiliyor?

Çalışanlar için yapay zekâ güvenlik eğitimini (deepfake, oltalama) kim veriyor?